UÇUŞAN HAFIZALAR

Gülriz Andıç

Tüm yolculuklar bir adımla başlar.

Blog

UÇUŞAN HAFIZALAR

Biliyorum ki; pek çoğumuzun düşüncelerimizi toparlamakla ilgili sorunumuz var

Kafamı toparlayamıyorum, zihnim dolu, sürekli konuşuyor gibi sözler artık gündelik hayatımızın bir parçası oldu. Dış dünyayla o kadar çok meşgulüz ki, eşimiz, işimiz, çocuğumuz derken kendimizi unuttuk gittik. Bir an bile kendimize zaman ayırıp, ben kimim neredeyim, ne yapıyorum, ne hissediyorum demiyoruz. Bütün bunlara bir de sosyal medya eklenince gerçekten de zaman kalmıyor. Ben  beynimizin de kas gibi çalıştıkça geliştiğine inanıyorum. Düşünsel süreçlerimiz beynimizde oluştuğuna göre sadece ve sadece düşüncelerimizi yöneterek zihnimizi toparlayabilir ve rahatlayabiliriz.

Zihin dört farklı aşamada düşünür. Bizim zihinsel süreçlerimizi geliştirmemiz de bu aşamalardan geçmekle mümkündür. Bunlar sıradan düşünce, tefekkür, yoğunlaşma, derin düşüncedir.

Sıradan düşünce: Yönsüz, belirsiz, hiç bir yere gitmeyen düşüncedir. Düşüncenin kendisi, siz yönlendirmeden bir başkasına gider, zihniniz sürekli zapping yapar Gördüğünüz bir şey sizi bambaşka bir yere götürür ve gittiğiniz yer alakasız bir başkasına ve bir başkasına. Böyle bir sürü düşünce zincirleri olur. Düşünce size yol gösterir, siz düşünceye değil.

 Tefekkür:Yönlendirilmiş düşüncedir. Zihninizi sadece bir sorun üzerine odaklar, zihin kaçmaya çalıştıkça, akıllı beynimiz, düşünceleri toparlayıp tekrar istediğimiz yere yönlendirir. Bilim adamları, sanatçılar, mantığını kullanan insanlar bu kademede düşünürler. Günlük olumlamaları bu düşünce biçimiyle yaparız. Burada düşünce kontrolü başlamıştır.

Yoğunlaşma:Tek bir noktada kalmak, zihni tek bir şeye odaklamaktır. Yoga yaparken, nefes seansında tek bir noktaya odaklanır ve zihnimizin hareket etmesine izin vermeyiz. Zihin yavaşlar ve tek bir noktada düşünmesine izin veririz. Yönetim yine akıllı beyindedir, zihnin ne yapmasını istersek o, o kadarına odaklanır. Artık düşünceler üzerinde hakimiyet başlamıştır.

Derin Düşünme:Bu bizim doğal halimizdir, zihinsizlik demektir. Burada zihin daha da yavaşlar ve sadece ruhumuz devrededir. Andayızdır, geçmiş, gelecek yoktur. Sadece anda ne varsa onu yaşarız. Beş duyumuzla ne algılıyorsak o vardır. Sesler, kokular, görüntüler, tatlar, kısaca bedenimizin hissettiği her şey.

Elimizdeki iş kaygısızca ve zamanın nasıl akıp gittiğini anlamayız bile.

Normal düşünme sistemlerimizle bu durumu anlayabilmemiz zordur.

Bu seviyeye ulaşabilmek için adım adım ilerlememiz, bir yandan  zihnimizi boşaltmayı, boşu boşuna işgal eden düşüncelerden kurtulmayı öğrenirken bir yandan da düşüncelerimiz üzerinde mutlak kontrolümüzü sağlamış olmalıyız..

Şu anda bu aşamayı zaman zaman yakalıyor olabilirsiniz. Amaç çoğunlukla bu aşamada olmak olsun.

Hepimiz farklı aşamalardayız. Zihin sadece bir koşullanmalar zinciridir ve bizler bu düşünce biçimine alışmışız, aynı şeyleri tekrarlayıp dururuz. Düşüncelerimiz alışkanlıklarımızdan başka bir şey değildir ve nasıl eskimiş olan eşyaları değiştirip yenileyebiliyorsak düşüncelerimizi de değiştirip, yenileyebiliriz.

Hızlı ve ani yöntemler, eğer hazır değilseniz sonuç vermez ya da sizi geçici olarak etkileyebilir. En iyisi adım adım uzun zamana yayılan yöntemlerle ilerlemek, hazır olduğunuzda bir üst aşamaya geçmek. Her adımı hissederek, sindirip, anlayarak ve kavrayarak geçmek.

Derin düşünme aşamasına ulaşmanın yolu ,çıraklık, kalfalık, ustalık aşaması gibidir.

 Tolstoy ne demiş:

Uzak ve imkansız gözüken bir şey, bir anda yakın ve mümkün olabilir.

Sevgiler………..

Comment here

×