Özgürlük Korkusu

Gülriz Andıç

Tüm yolculuklar bir adımla başlar.

Blog

Özgürlük Korkusu

”Neden insanlar bir arayış içindeymiş gibi yapıp aradıklarını buldukları anda korkuyorlar, kaçıp gidiyorlar.” diye yıllar boyu kendi kendime sorup durdum. Okudum, araştırdım, konuştum, tartıştım. Sonunda düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Özgürlük nedir?

Dünyayı, aileni, yakınlarını umursamayıp sadece kendini mi düşünmektir yoksa zihinsel zincirlerinden kurtulmak mıdır?

İkisi de doğru aslında.  Dışsal kölelikten kurtulmak daha kolay, zor ve aldatıcı olan içsel kölelikten kurtulmak. Bu dünyada yaşayan herkes özgür olmak ister ama bir yandan da özgürleşmekten korkar ve korktuğu için de kaçıp, özgürlüğü başka yerlerde arar.

Hoca gecenin geç bir vaktinde, sokakta dizleri üzerinde bir şeyler arıyormuş.

Arkadaşları :”Hocam, hayırdır ne arıyorsun?” demişler.

Hoca: ”Anahtarımı kaybettim, onu arıyorum.” demiş. Arkadaşları da hocaya yardım etmeye koyulmuşlar. Saatler geçmesine rağmen anahtarı bir türlü bulamazlar.

Hocaya” Anahtarı burada düşürdüğüne emin misin” derler.

Hoca: ”Yok, anahtarı bir sokak ötede düşürdüm.” der.

Arkadaşları: ”Hocam delirdin mi? Burada bize niye zaman harcatıyorsun?” deyince,

Hoca: ”Çünkü burası daha aydınlık.” der.

Bireysel köleliğin temel kaynağı zihnimizdir. Bizler bir yandan çağdaşlaşırken, bir yandan da kaygılı, güçsüz ve bağımlı olduk. Bunlar tanıdık, bildik ve aynı zamanda herkesin yaptığı, toplumun beklediği şeyler. Böyle öğrendik, koşullandık, bunlarla büyüdük, böylece geçmişimiz, geleceğimiz, terfiler, para, sosyal hayatın getirdikleri bizi birer zihinsel köle haline getirdi. Sanki onlar olmadan biz var olamayız gibi.

Özgürleşmek için ne yapmalıyız?

Zihnimizin koşullarını keşfetmek ilk adımdır. Kendinize bir koşullar listesi yapın ve koşullarınızı teker teker değiştirmeye, kaldırmaya başlayın. Zihin soğan gibidir. Katman,  katman soyun ve soydukça öyle bir noktaya gelirsiniz ki, o noktada koşul bulamazsınız. O nokta zihinsel özgürlüğünüzdür. Ama insanlar en çok bu noktada geri dönüş yaşarlar çünkü zihinsel özgürlük korkutur. Orası, geçmişin, geleceğin, paranın, mevkiinin hiçbir şeyin önemi olmadığı yerdir. Bunların önemi yok derken, münzevi bir hayat yaşayalım anlamına gelmesin. Hayata bakış açısı olarak “Ben bunlar olsa da olmasa da, ben olduğum için varım, her şey gelip geçici. Esas olan, insanın başkalarına rağmen değil, kendisi için mutlu olmasıdır.

Bazı yöntemlerde çok kolay ”mış” gibi yapabilirsiniz. Ama nefes veya bio bilgisayar gibi yöntemler var ki, onlardan kaçış yok. Ne yaparsanız yapın, sizi özgürleşme noktasına götürürler ve bunu hisseden bazı kişiler korktukları için kaçıp giderler. Aslında sınırlamalar içinde yaşamak zihni mutlu ettiği için koşullanmaların kalkması, özgürleşmek bizi korkutur. Herkesin kaçıp gitme katmanı farklıdır. Onun için koşullar listenizi yapın ve hangi noktada bırakmak, kaçmak istiyorsanız o noktadaki korkuyu hissetmeye çalışın. Hissetmek, bilmek, kabul etmek korkunun yok olmasına yardım eder. Bilmez, yok sayar ya da “mış” gibi yaparsak kölelik devam eder.

Sevgiler….

Comment here

×