ÇEKİL ARADAN TEZAHÜR ETSİN YARADAN

Gülriz Andıç

Tüm yolculuklar bir adımla başlar.

Blog

ÇEKİL ARADAN TEZAHÜR ETSİN YARADAN

 

 

Bizi ötekileştiren, bencilleştiren,  acımasızlaştıran, ayrı bir birim olduğumuzu düşündüren  ne  hiç düşündünüz mü???

Aslında bizi birbirimizden ayıran şey iç içe geçmiş boşluklarımızın duvarlarına çarpan titreşimlerimiz.

Bu boşluklar nasıl oluşuyor???

Bilim adamları gökyüzünde gördükleri maddelerin oranını bir hesaplayalım bakalım dediklerinde maddenin boşluğa oranı %3,5 ile 5 aralığında çıkmış.

Meraklarını bu sefer dünya üzerindeki madde boşluk oranına yönlendirdiklerinde oran yine aynı çıkmış %3,5 ile 5 . Devam ettiklerinde insan hücresi, atom, atomun iç yapısı…. oran hep aynı olmuş. Sonunda atom altı parçacıklarında içine girdiklerinde sürekli titreşen bir titreşim dışında hiç bir şey bulamamışlar.  Yani madde diye gördüğümüz her şey, katman katman boşluk içinde boşluk olan basit bir titreşimden ibaret.

 

Durum böyle ise biz maddeleri neden farklı algılıyoruz????

 

Evrendeki her şey ;canlı veya cansız olsun; yaratılıştan gelen  titreşimden oluşur . Canlıyı cansızdan ayıran tek fark ise duygu ve düşünce kayıtlarıdır. İnsan önce düşünür, ardından buna bir duygu ekler ve çıkardığı sonucu bilinçaltı arşivine ekler. Ne zaman bir şey düşünsek ya da duygulansak , bu ister bir eşyaya ister bir kişiye bağlı olsun hiç fark etmez, aynı kayıt bizi uyarır. Çoğu zaman bunu hatırlamadığımız gibi  üstüne üstlük neden böyle hissettiğimizi de sorgulayıp dururuz. Dramatik olan ise sadece arşivden kaydımız çıkmıştır ama bunun bilincinde değilizdir.

Her birimiz, yaşanmışlıklarımızın farklı titreşimlerle oluşan kaydından ibaretiz. Ötekilerle aramızdaki farkı oluşturan bu titreşimler.

 

Biz sadece titreşimden ibaretsek, yargılarımız, yorumlarımız, bakış açılarımız ötekilerle olan kayıtlı titreşim duvarlarımızın birbirlerine çarpmasıysa sorun nerede???

 

Sorun diye bir şey yok aslında. Sorun sebeplerde takılmamız, çözüm ararken kendimizi çözümsüzlüğe kilitlememiz. Tek yapmamız duygu ve düşünceden ibaret olduğumuz bilincinden çıkıp,  en yüksek frekans olan sevgi bilincine geçmek. Ama bu sevgi yine de duygu ve düşünceden arınmış bir sevgi olmalı. Tıpkı yeni doğmuş bir bebeğinki gibi.

 

Bunu başarabildiğimizde , tek varlığın birliğini algılama haline geçeriz ki, bu muhteşem bir haz alma halidir. Her şey size akar ama buna ihtiyaç dahi hissetmezsiniz.

Andasındır.

Hatırlamışsındır.

Teslimiyet bilincindesindir.

 

Comment here

×